O̲K̲U̲M̲A̲D̲I̲Ğ̲I̲N̲ ̲G̲Ü̲N̲ ̲K̲A̲R̲A̲N̲L̲I̲K̲T̲A̲S̲I̲N̲ @ilimyuvam Channel on Telegram

O̲K̲U̲M̲A̲D̲I̲Ğ̲I̲N̲ ̲G̲Ü̲N̲ ̲K̲A̲R̲A̲N̲L̲I̲K̲T̲A̲S̲I̲N̲

@ilimyuvam


“Sen, Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle davet et.”
(Nahl sûresi, 125)
Kuşkusuz en etkili ve evrensel silah kelimelerdir. Okumadığın gün karanlıktasın.
Nuri Pakdil

O̲K̲U̲M̲A̲D̲I̲Ğ̲I̲N̲ ̲G̲ÜN̲ ̲K̲A̲R̲A̲N̲L̲I̲K̲T̲A̲S̲I̲N̲ (Turkish)

Merhaba! Eğer okumayı seviyor ve bilgiye aç biriyseniz, doğru yerdesiniz. 'OKUMADIĞIN GÜN KARANLIKTASIN' isimli Telegram kanalımızda, her gün yeni ve ilgi çekici bilgilerle dolu paylaşımlar yapıyoruz. Kanalımızın amacı, okuyarak kendinizi geliştirmenize yardımcı olmak ve bilgi dağarcığınızı genişletmek. Üstelik bu süreci, güzel sözler ve öğütlerle destekliyoruz. Kanalımızda sadece dini içerikli paylaşımlara yer verilmektedir, bu sayede hem manevi hem de zihinsel olarak beslenebilirsiniz. Kanalımızda reklam ve işbirliği gibi konularla ilgileniyorsanız, iletişim kurmak için @Terkidunya7 kullanıcı adlı kişiye mesaj atabilirsiniz. Unutmayın, "Sen, Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle davet et." (Nahl sûresi, 125). En güçlü ve evrensel silahın kelimeler olduğunu düşünüyoruz ve sizleri de bu silahla donatmak istiyoruz. Her gün yeni bir bilgi, her gün yeni bir ışık demek. Siz de bu aydınlık dünyadan mahrum kalmamak için "OKUMADIĞIN GÜN KARANLIKTASIN" kanalımıza katılın. Nuri Pakdil'in de dediği gibi, okumak sizi karanlıktan kurtaracak ve aydınlığa çıkaracak. Haydi, bilgi dolu bir yolculuğa çıkmaya hazır mısınız?

O̲K̲U̲M̲A̲D̲I̲Ğ̲I̲N̲ ̲G̲Ü̲N̲ ̲K̲A̲R̲A̲N̲L̲I̲K̲T̲A̲S̲I̲N̲

29 Oct, 15:58


https://t.me/birokubindusun

O̲K̲U̲M̲A̲D̲I̲Ğ̲I̲N̲ ̲G̲Ü̲N̲ ̲K̲A̲R̲A̲N̲L̲I̲K̲T̲A̲S̲I̲N̲

29 Oct, 12:58


Küçük kardeşler, büyük abiler ablalar ve daha yaşlı amcalar teyzeler kanalımıza Katılabilir kardeşlerim.

SEVDİKLERİNİZİ KANALIMA HİÇ ÇEKİNMEDEN DAVET EDEBİLİRSİNİZ KARDEŞLERİM.

BURDA PAYLAŞTIGIM BÜTÜN VİDEO, YAZI VS BÜTÜN BİLĞİLERİ SİZLERDE İSTEDİĞİNİZ SOSYAL MEDYA DA PAYLAŞABİLİRSİNİZ.

İLİM PAYLAŞILDIKÇA ÇOĞALIR.

“Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.” (Tirmizî, İlm, 14.) hadisinde ifade edilen sevap da ekstra bir sevaptır.

AŞAGIDAKİ LİNKLERE TIKLAYARAK ABONE OLABİLİRSİNİZ KARDEŞLERİM.

👇 👇

https://t.me/kun_fe_yekun_99

O̲K̲U̲M̲A̲D̲I̲Ğ̲I̲N̲ ̲G̲Ü̲N̲ ̲K̲A̲R̲A̲N̲L̲I̲K̲T̲A̲S̲I̲N̲

29 Oct, 07:54


ACİL: Bu, bölgedeki kalıcı barış için son şanslardan biri. Filistin’in tanınması için dünyanın en büyük dilekçesini imzaladım. Sen de katılır mısın?
- https://secure.avaaz.org/campaign/tr/palestine_recognition_loc_tr/?whatsapp

O̲K̲U̲M̲A̲D̲I̲Ğ̲I̲N̲ ̲G̲Ü̲N̲ ̲K̲A̲R̲A̲N̲L̲I̲K̲T̲A̲S̲I̲N̲

28 Oct, 15:45


وَعَنْ أُسَامَةَ بْنِ زَيْدٍ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُمَا عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «مَا تَرَكْتُ بَعْد۪ي فِتْنَةً هِيَ أَضَرُّ عَلَى الرِّجَالِ مِنَ النِّسَاءِ» مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ.

Üsâme b. Zeyd’den (ra) rivayet edildiğine göre Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:
“Erkekler için, kadınlardan daha ağır/zararlı bir sınanma vesilesi bilmiyorum/bırakmıyorum.”

(B5096 Buhârî, Nikâh, 18; M6945 Müslim, Rikâk, 97)

Dipnot: Burada erkeklerin kadınlara karşı zafiyetine ve bu zafiyet sonucu dünyada yahut âhirette başlarına gelebilecek zarar ve felakete işaret edilmektedir.

O̲K̲U̲M̲A̲D̲I̲Ğ̲I̲N̲ ̲G̲Ü̲N̲ ̲K̲A̲R̲A̲N̲L̲I̲K̲T̲A̲S̲I̲N̲

28 Oct, 05:35


O̲K̲U̲M̲A̲D̲I̲Ğ̲I̲N̲ ̲G̲Ü̲N̲ ̲K̲A̲R̲A̲N̲L̲I̲K̲T̲A̲S̲I̲N̲ pinned Deleted message

O̲K̲U̲M̲A̲D̲I̲Ğ̲I̲N̲ ̲G̲Ü̲N̲ ̲K̲A̲R̲A̲N̲L̲I̲K̲T̲A̲S̲I̲N̲

28 Oct, 05:35


وَلِرَبِّكَ فَاصْبِرْ ⁠ۜ   ﴿ ٧ ﴾
“Rabbin için sabret”
(Müddessir, 7)

Bu ayetle ilgili olarak şu izahlar yapılabilir:

‎1) "Bağışta bulunup, iyilik yaptığında, başa kakmayı ve yaptığın işi büyütmeyi bıraktığın için sabret" yani, "Rabbinin rızasını gözettiğin için, böylesi davranışları bırak."
2) "Malını verip tasadduk ettiğinde, karşılık bekleme. Bu beklememe, Rabbinin rızası için olsun."
‎3) "Bu sûrenin başında sana bazı şeyler emrettik, bazı şeyleri yasakladık. Binâenaleyh Rabbinin emrinden ötürü, o emredilenleri yap, nehyedilenleri terk et." Buna göre, sanki şöyle denilmek istenmiştir: Bu ayetten önce, bir takım şeylerin yapılması, bir takım şeylerin de yapılmaması mükellefiyeti yer almış; bu ayette ise, o şeylerin yapılıp yapılmamasının gerekçesi açıklanmıştır ki bu da, Allah Teâlâ’nın rızasını elde etmedir.
4) Daha önce, Mekke müşriklerinin biraraya gelerek, Hz. Muhammed (s.a.s)’in durumunu görüştüklerini, içlerinden Velid b. Muğire’nin kalkıp evine gittiğini, bunun üzerine oradakilerin, "Velid herhalde dinini terk etti (müslüman) oldu" dediklerini. Bunun üzerine Ebû Cehil’in onun yanına giderek, "Atalarının dinini terk etmesin diye, sana verilmek üzere Kureyş aralarında mal topladı" dediğini anlatmıştık. Bu demektir ki Velid, elde edeceği bu maldan ötürü küfrünü sürdürmüştür. Bu sebeple, Hz. Muhammed (s.a.s)’e, "O, işte o maldan ötürü batıl din ve inancını sürdürdü. Sen ise, başka bir şey için değil, sırf Hak rızası için hak dinde sabr-u sebat et" denilmiştir.
5) Bu ayet, müşrikler için bir ta’rîzdir. Buna göre Hz. Muhammed (s.a.s)’e, "Putları değil, Rabbinin yüceliğini ilan et; elbiseni temizle ve müşrikler gibi, bedeni ve elbisesi pis olma. Kötülük yapmayı ve eziyet vermeyi terk et. Kafirlerin yaptığı gibi, sakın bunlara yaklaşma. Kafirlerin, Velid’e bir miktar mal verip de, o azıcık malı gözlerinde büyütmeleri gibi, sen de verip, verdiğin şeyleri gözünde büyütme. Mai ve makam gibi, dünyevi gaye ve maksadlardan ötürü değil de, sırf Rabbine taat olan niyetlerle, Rabbin için bunlara sabret" denilmek istenmiştir.

Kaynak: Fahreddin er-Râzî
(Mefâtîhu’l-gayb)

O̲K̲U̲M̲A̲D̲I̲Ğ̲I̲N̲ ̲G̲Ü̲N̲ ̲K̲A̲R̲A̲N̲L̲I̲K̲T̲A̲S̲I̲N̲

27 Oct, 09:20


"İslam garip başladı, yine garipliğe dönecektir" hadisi ile ilgili Şatıbi şunları der:

"Gariplik ehliyet sahibi insanların bitmesi veya azalması ile olur. Bu da iyinin kötü, kötünün iyi; sünnetin bidat, bidatin sünnet kabul edildiği bir zamanda olacaktır."

[el-İtisam]

O̲K̲U̲M̲A̲D̲I̲Ğ̲I̲N̲ ̲G̲Ü̲N̲ ̲K̲A̲R̲A̲N̲L̲I̲K̲T̲A̲S̲I̲N̲

26 Oct, 18:44


Kitapların şarjı bitmez.
Bisikletler benzin zammından etkilenmez.
Bir kitap bir bisiklet
Özgürlük ucuzdur

@hepberaberbuyuyoruz katkılarıyla ✍🏼

O̲K̲U̲M̲A̲D̲I̲Ğ̲I̲N̲ ̲G̲Ü̲N̲ ̲K̲A̲R̲A̲N̲L̲I̲K̲T̲A̲S̲I̲N̲

26 Oct, 13:16


Kişi başkalarını suçlamaya çalışmak yerine, kendi ızdırabını ve günahını fark edip sonuna kadar acı çekerse, masumiyetini yeniden kazanması mümkündür.

O̲K̲U̲M̲A̲D̲I̲Ğ̲I̲N̲ ̲G̲Ü̲N̲ ̲K̲A̲R̲A̲N̲L̲I̲K̲T̲A̲S̲I̲N̲

26 Oct, 03:28


وَعَنْ أَب۪ي ع۪يسَى الْمُغ۪يرَةِ بْنِ شُعْبَةَ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُ عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «إِنَّ اللّٰهَ تَعَالَى حَرَّمَ عَلَيْكُمْ عُقُوقَ الْأُمَّهَاتِ، وَمَنْعاً وَهَاتِ، وَوَأْدَ الْبَنَاتِ، وَكَرِهَ لَكُمْ ق۪يلَ وَقَالَ، وَكَثْرَةَ السؤَالِ، وَإِضَاعَةَ الْمَالِ» مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ.
Ebû İsa Muğîre b. Şu’be’den (ra) rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur:
“Allah Teâlâ size, annelerinize itaatsizliği, vermeniz gereken şeyleri vermemeyi, hakkınız olmayan şeyleri almayı, kız çocuklarını diri diri gömmeyi haram kılmıştır. Allah, dedikodu yapmanızı, çok soru sormanızı, mallarınızı ziyan etmenizi de çirkin görmüştür.”

(B5975 Buhârî, Edeb, 6; M4483 Müslim, Akdiye, 10)

O̲K̲U̲M̲A̲D̲I̲Ğ̲I̲N̲ ̲G̲Ü̲N̲ ̲K̲A̲R̲A̲N̲L̲I̲K̲T̲A̲S̲I̲N̲

25 Oct, 19:01


Ve bazen iyi şeyler biter ki daha iyileri başlayabilsin. 🌸

—Marilyn Monroe

@hepberaberbuyuyoruz ✍🏼

O̲K̲U̲M̲A̲D̲I̲Ğ̲I̲N̲ ̲G̲Ü̲N̲ ̲K̲A̲R̲A̲N̲L̲I̲K̲T̲A̲S̲I̲N̲

25 Oct, 05:29


Akılda tatil olmaz, insanlığını kaybedersin;
İbâdette tatil olmaz, kulluğunu kaybedersin;
İlimde tatil olmaz; efendiliğini ve saadetini kaybedersin.
Başka bir deyişle,
Akılda tatil, saadeti;
İlimde tatil, siyâdeti;
İbadette tatil ise selâmeti yok eder.

Hayırlı cumalar 📿

O̲K̲U̲M̲A̲D̲I̲Ğ̲I̲N̲ ̲G̲Ü̲N̲ ̲K̲A̲R̲A̲N̲L̲I̲K̲T̲A̲S̲I̲N̲

24 Oct, 11:27


وَعَنْ أَب۪ي مُحَمَّدٍ جُبَيْرِ بْنِ مُطْعِمٍ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُ أَنَّ رَسُولَ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «لاَ يَدْخُلُ الْجَنَّةَ قَاطِعٌ» قَالَ سُفْيَانُ ف۪ي رِوَايَتِهِ: يَعْن۪ي: قَاطِعَ رَحِمٍ. مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ.

Ebû Muhammed Cübeyr b. Mut’im’den (ra) rivayet edildiğine göre Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:
“Hısım ve akraba ile ilişkiyi kesenler cennete giremez.”

(B5984 Buhârî, Edeb, 11; M6520 Müslim, Birr, 18)

O̲K̲U̲M̲A̲D̲I̲Ğ̲I̲N̲ ̲G̲Ü̲N̲ ̲K̲A̲R̲A̲N̲L̲I̲K̲T̲A̲S̲I̲N̲

24 Oct, 09:00


اِنَّ لَدَيْنَٓا اَنْكَالاً وَجَح۪يماً ⁠ۙ   ﴿ ١٢ ﴾ وَطَعَاماً ذَا غُصَّةٍ وَعَذَاباً اَل۪يماً ﴿ ١٣ ﴾

“Şüphesiz Bizim yanımızda bukağılar var, yakıcı bir ateş var, boğazda takılıp kalan bir yiyecek var ve elem verici bir azap var”

(Müzzemmil, 12-13)

Bu, "Bizim katımızda, yani ahirette, dünyadaki refah ve bolluklarına zıt bir şey var" demektir. Cenâb-ı Hak, bu hususta dört şey zikretmiştir:

1) "Enkâl": Bunun müfredi, "nihl" ve "nekel"dir. Vahidî, "nihl, bağ demektir" der. Keşşâf sahibi de, "Nihl, ağır bağdır" demiştir.
2) "Cahîm" (yakıcı bir ateş). Bunu izah etmeye gerek yok.
3) "Boğazda tıkanıp kalan bir yiyecek"... Bu insanın yemekte zorlandığı bir şeydir. Bu, Cenâb-ı Hakk’ın, "Onlar için dikenden başka bir yiyecek yoktur" (Gaşiye, 6) ayetinde de beyan ettiği gibi, zakkum ve diken yemeğidir. Müfessirler, "Bu, böğürtlen gibi bir dikendir. O, insanın boğazına takılır, girer, ama çıkmaz" demişlerdir.
4) Elem verici bir azap... Bundan murad, diğer azap çeşitleridir.

Bil ki bu dört mertebeyi (sayılan dört şeyi), ruhi cezalar manasına hamletmek de mümkündür. Buna göre, "enkal" (bukağılar - zincirler - kelepçeler), nefsin, bedeni lezzetler ve cismanî bağlarda zincirli kalmaya devam etmesinden ibarettir. Çünkü nefis dünyada bu sevgi ve rağbet melekesini kazanıp, beden uzaklaşır, kazanma vasıtaları artık batıl olduğu - işe yaramadığı için, inlemesi artar.
Böylece bu, sanki ruh ve safa alemine kaçıp kurtulmasına mani bağlar ve kelepçeler gibi olur. Sonra bu ruhi bağlardan, ruhi bir ateş doğar. Çünkü bedeni hallere olan şiddetli arzusu ve bunlara ulaşma imkanı bulamaması, bir şeyi elde etmeye son derece arzu duyan ama onu elde edemeyen kimsenin, bundan dolayı kalbinin yanması gibi, bu kimsede şiddetli bir ruhi yangına sebebiyet verir. İşte bu, "Cahim (yakıcı ateş)"tir. Sonra o, mahrumiyyet yiyeceğini ve ayrılık elemini yudumlar. İşte, "Boğazda takınıp kalan bir yiyecek"den murad budur. Sonra o, bu haller yüzünden, Allah’ın nurunun tecellisinden ve mukaddes (yüce) kimseler zincirine dahil olmaktan mahrum olmaya devam eder. İşte, "elem verici bir azap" dan murad da budur. Bu ifadenin, عَذَابًا اَل۪يمًا "azaben elimen" şeklinde nekire oluşu, bu azabın, geçenlerden daha şiddetli ve daha mükemmel olduğuna delalet eder.

Kaynak: Fahreddin er-Râzî
(Mefâtîhu’l-gayb)

O̲K̲U̲M̲A̲D̲I̲Ğ̲I̲N̲ ̲G̲Ü̲N̲ ̲K̲A̲R̲A̲N̲L̲I̲K̲T̲A̲S̲I̲N̲

22 Oct, 17:17


وَعَنْ أَب۪ي سَع۪يدٍ الْخُدْرِيِّ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُ، عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «لاَ تُصَاحِبْ إِلاَّ مُؤْمِنًا، وَلاَ يَأْكُلْ طَعَامَكَ إِلاَّ تَقِيٌّ». رَوَاهُ أَبُو دَاوُدَ، وَالتِّرْمِذِيُّ بإِسْنَادٍ لاَ بَأسَ بِهِ.

Ebû Saîd el-Hudrî’den (ra) rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur:
“Ancak mümin (kimseler) ile arkadaş ol, yemeğini de ancak Allah’tan sakınan (muttaki kimseler) yesin.”

(D4832 Ebû Dâvûd, Edeb, 16; T2395 Tirmizî, Zühd, 55)

O̲K̲U̲M̲A̲D̲I̲Ğ̲I̲N̲ ̲G̲Ü̲N̲ ̲K̲A̲R̲A̲N̲L̲I̲K̲T̲A̲S̲I̲N̲

22 Oct, 17:08


İlim, maldan üstündür.

O̲K̲U̲M̲A̲D̲I̲Ğ̲I̲N̲ ̲G̲Ü̲N̲ ̲K̲A̲R̲A̲N̲L̲I̲K̲T̲A̲S̲I̲N̲

22 Oct, 03:08


Hasan el-Basrî (rahimehullah) dedi ki:

"Çok uyumak ve çok yemekten dolayı Allah subhâne ve Teâlâ'ya tevbe ediniz."

اَسْتَغْفِرُ الله اَلْعَظِيم

O̲K̲U̲M̲A̲D̲I̲Ğ̲I̲N̲ ̲G̲Ü̲N̲ ̲K̲A̲R̲A̲N̲L̲I̲K̲T̲A̲S̲I̲N̲

21 Oct, 13:12


وَعَنْ أَب۪ي أَيُّوبَ خَالِدِ بْنِ زَيْدٍ اَلْأَنْصَارِيِّ رَضِيَ   اللّٰهُ   عَنْهُ أَنَّ رَجُلاً قَالَ: يَا رَسُولَ   اللّٰهِ   أَخْبِرْن۪ي بِعَمَلٍ يُدْخِلُنِي الْجَنَّةَ، وَيُبَاعِدُن۪ي مِنَ النَّارِ. فَقَالَ النَّبِيُّ صَلَّى   اللّٰهُ   عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: «تَعْبُدُ   اللّٰهَ،   وَلاَ تُشْرِكُ بِه۪ شَيْئاً، وَتُق۪يمُ الصَّلاَةَ، وَتُؤْت۪ي الزَّكَاةَ، وَتَصِلُ الرَّحِمَ» مُتَّفَقٌ عَلَيْهِ.

   Ebû Eyyûb Hâlid b. Zeyd el-Ensârî (ra) anlatıyor:

   Bir adam:

   Yâ Resûlallah (sav), cennete girmeme sebep olacak ve beni cehennemden uzaklaştıracak bir amel söyle, dedi. Resûlullah (sav):

   –Allah’a ibadet et ve O’na hiçbir şeyi ortak koşma, namaz kıl, zekât ver, akrabalık ilişkilerini gözet, buyurdu.  

(B5983 Buhârî, Edeb, 10; M104 Müslim, Îmân, 12)

O̲K̲U̲M̲A̲D̲I̲Ğ̲I̲N̲ ̲G̲Ü̲N̲ ̲K̲A̲R̲A̲N̲L̲I̲K̲T̲A̲S̲I̲N̲

21 Oct, 02:38


Güneşin doğup dünyayı aydınlattığı her gün, sen de günahların için pişmanlık duyup tövbe ederek içini aydınlat!

| Feridüddin Attar

O̲K̲U̲M̲A̲D̲I̲Ğ̲I̲N̲ ̲G̲Ü̲N̲ ̲K̲A̲R̲A̲N̲L̲I̲K̲T̲A̲S̲I̲N̲

20 Oct, 11:38


اِلَّا الْمُصَلّ۪ينَ⁠ۙ   ﴿ ٢٢ ﴾ اَلَّذ۪ينَ هُمْ عَلٰى صَلَاتِهِمْ دَٓائِمُونَ⁠ۖ   ﴿ ٢٣ ﴾

“Namaz kılanlar müstesna... ki onlar, namazlarına devam edenlerdir” (Meâric, 22-23)

‎Eğer, "Cenâb-ı Hak burada önce, "Onlar, namazlarına devam edenlerdir" buyurmuş, daha sonra (34. ayette) da, "Namazlarını muhafaza edenler" buyurmuştur (niçin)?" denilirse, biz deriz ki: "Onların namazlarına devamları, o namazlarını hiçbir vakit terk etmemeleri; namazlarını muhafaza etmeleri ise, namaza önem vermeleri ve onu en mükemmel bir biçimde ifa etmeleri manasına racidir. Bu önem verme işi ise, ancak bazan namazdan önce, bazan namaz esnasında, bazan da namazdan sonra olan hususlarda olur. Namazda önce olan hususlar şunlardır: Öncelikle, namaz vakti girmeden, insanın kalbinin, namazın vaktinin girmesine ve abdest alıp hazırlanma işine takılması; setr-i avrette bulunması, kıbleyi araştırması, temiz elbise ve temiz yer bulması; namazını cemaatle mescitlerde kılmayı düşünmesi, namaza başlamadan kalbini vesveselerden ve Allah dışındaki şeylere dönüp bakmaktır. temizlenmeye alabildiğine gayret göstermesi ve riyadan son derece sakınmasıdır. Namaz esnasında yapılacak şeyler de insanın, sağa-sola dönüp bakmaması; Kur’an okurken, kalbinin huzurunu sağlaması; ayetlerin manasını anlamaya çalışması ve namazın hikmetlerini kavramaya uğraşmasıdır. Namazdan sonra yapılacak işlere gelince bu da, insanın namazı ifa ettikten sonra, artık oyun-eğlence ile, malâyanî şeylerle meşgul olmaması ve namazdan sonra, herhangi bir günah işlemekten tamamen-alabildiğine sakınmasıdır.

Kaynak: Fahreddin er-Râzî
(Mefâtîhu’l-gayb)

O̲K̲U̲M̲A̲D̲I̲Ğ̲I̲N̲ ̲G̲Ü̲N̲ ̲K̲A̲R̲A̲N̲L̲I̲K̲T̲A̲S̲I̲N̲

19 Oct, 16:01


Nasılki vucudun azaları iş yapmada gözün görmesine tabidir; amellerde ilme tabidir. Bundan dolayı ilimle beraber yapılan az amel, cahilce yapılan çok amelden üstündür.

İmam-ı Azam Ebu Hanife(ra)

O̲K̲U̲M̲A̲D̲I̲Ğ̲I̲N̲ ̲G̲Ü̲N̲ ̲K̲A̲R̲A̲N̲L̲I̲K̲T̲A̲S̲I̲N̲

19 Oct, 08:10


وَعَنْ عَبْدِ اللّٰهِ بْنِ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُمَا قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «كَفَى بِالْمَرْءِ إِثْمًا أَنْ يُضَيِّعَ مَنْ يَقُوتُ» حَد۪يثٌ صَح۪يحٌ رَوَاهُ أَبُو دَاوُدَ وَغَيْرُهُ. وَرَوَاهُ مُسْلِمٌ ف۪ي صَح۪يحِه۪ بِمَعْنَاهُ قَالَ: «كَفَى بِالْمَرْءِ إِثْمًا أَنْ يَحْبِسَ عَمَّنْ يَمْلِكُ قُوتَهُ»

Abdullah b. Amr b. Âs’tan (ra) rivayet edildiğine göre Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:
“Bakmakla yükümlü olduğu kimseleri ihmal etmesi, bir insana günah olarak yeter.”

(D1692 Ebû Dâvûd, Zekât, 45)

Müslim’in Sahih’inde bu manada:
“Emri altında bulunanların nafakasını kısmak, bir insana günah olarak yeter” buyrulmuştur.

(M2312 Müslim, Zekât, 40)

O̲K̲U̲M̲A̲D̲I̲Ğ̲I̲N̲ ̲G̲Ü̲N̲ ̲K̲A̲R̲A̲N̲L̲I̲K̲T̲A̲S̲I̲N̲

18 Oct, 12:29


وَلَهُ الْجَوَارِ الْمُنْشَاٰتُ فِي الْبَحْرِ كَالْاَعْلَامِ⁠ۚ   ﴿ ٢٤ ﴾

“Denizde büyük dağlar gibi yükselen gemiler de O’nundur. (Rahmân, 24)

‎Göklerdekiler ve gökler, yerdekiler ve yer, zaten hep Allah’ın olduğu halde, bu ayette özellikle gemilerin, Kendisinin olduğunu söylemesindeki hikmet nedir?
Deriz ki: Bu söz, avam (halk) için söylenmiştir. Hak Teâlâ böylece, o zeki kimseler şöyle dursun, azıcık aklı olanların bile habersiz olamayacağı bir hususu dile getirerek, "Denizdeki gemide, gerçekte, hiç kimsenin mâlikiyyeti olmadığında şüphe yoktur. Çünkü hiç kimse, aslında gemide tasarruf yetkisine sahip değil der. Hepsi de Allah’ın rahmetini umarlar. Mallarının ve canlarının, Allah’ın kudret elinde olduğunu itiraf ederler. Gemide iken, "gemi de senin, mülk de senin tanrım" derler, denizi de, gemiyi de Allah’a nisbet ederler. Sonra da denizden kurtulup da, taş-kireç ile yapılmış evlerine baktıklarında, artık helâk olabileceklerini unuturlar. İşte o zaman şüphesiz o geminin sahibi olan insanı hatırlarlar, denizi de, gemiyi de o insana nisbet ederler" demek istemiştir.

Kaynak: Fahreddin er-Râzî
(Mefâtîhu’l-gayb)

O̲K̲U̲M̲A̲D̲I̲Ğ̲I̲N̲ ̲G̲Ü̲N̲ ̲K̲A̲R̲A̲N̲L̲I̲K̲T̲A̲S̲I̲N̲

17 Oct, 16:11


من قرأ سورة الكهف في يوم الجمعة أضاء له من النور ما بينه وبين الجمعتين

Her kim Kehf Suresini Cuma günü okursa, iki Cuma arası nur ile aydınlatılır. (Müslim)

O̲K̲U̲M̲A̲D̲I̲Ğ̲I̲N̲ ̲G̲Ü̲N̲ ̲K̲A̲R̲A̲N̲L̲I̲K̲T̲A̲S̲I̲N̲

17 Oct, 15:17


وَعَنْ أَب۪ي عَلِيٍّ طَلْقِ بْنِ عَلِيٍّ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُ أَنَّ رَسُولَ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «إِذَا دَعَا الرَّجُلُ زَوْجَتَهُ لِحَاجَتِه۪ فَلْتَأْتِه۪ وَإِنْ كَانَتْ عَلَى التَّنُّورِ». رَوَاهُ التِّرْمِذِيُّ وَالنَّسَائِيُّ، وَقَالَ التِّرْمِذِيُّ: حَد۪يثٌ حَسَنٌ صَح۪يحٌ.

Ebû Ali Talk b. Ali’den (ra) rivayet edildiğine göre Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:

“Kadın, eşi kendisine ihtiyaç duyup çağırdığında, yemek pişirmekle meşgul olsa dahi (onu erteleyip) eşinin yanına gelsin.”

(T1160 Tirmizî, Radâ’, 10)

O̲K̲U̲M̲A̲D̲I̲Ğ̲I̲N̲ ̲G̲Ü̲N̲ ̲K̲A̲R̲A̲N̲L̲I̲K̲T̲A̲S̲I̲N̲

16 Oct, 16:00


Kimin üzerinde nimetler ortaya çıkarsa, hamdini arttırsın.

Dertleri çoğalan kimse, istiğfara sarılsın.

Fakirlik kendisini sıkıştıran kimse
(لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللهِ )
sözünü çok yapsın.


(Hatîb, Tarihu Bağdad; 2/52)

O̲K̲U̲M̲A̲D̲I̲Ğ̲I̲N̲ ̲G̲Ü̲N̲ ̲K̲A̲R̲A̲N̲L̲I̲K̲T̲A̲S̲I̲N̲

15 Oct, 16:01


VAKTİNDE NAMAZIN BEREKETİ

Beş vakit namazı vaktinde kılmaya müdâvim olanlara Allah Teâlâ dokuz kerâmet bahşeder:

Allah onu sever.
Vücudu sıhhatli olur.
Melekler onu korur.
Evine bereket iner.
Yüzünde, sâlihlerin sîmâsı zuhûr eder.
Allah onun kalbini yumuşatır.
Kıyâmet gününde Sırat köprüsünden parlayan şimşek hızıyla geçer.
Allah onu cehennem ateşinden kurtarır.
Allah onu cennette; «Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.»
(Yûnus, 62) müjdesine mazhar kıldığı «evliyâullâh»a komşu eyler....ن

(İbn-i Hacer, Münebbihât, s. 32-33)

O̲K̲U̲M̲A̲D̲I̲Ğ̲I̲N̲ ̲G̲Ü̲N̲ ̲K̲A̲R̲A̲N̲L̲I̲K̲T̲A̲S̲I̲N̲

15 Oct, 11:02


"يا ابن آدم ، إنك لم تَزل في هدمِ عمرك منذ يومِ ولدتك أمُّك
Ey ademoğlu, annenin seni doğurduğu günden beri hayatının yıkımı içindesin."

-Tahzibu'z-Zuhdü'l-Kabir

O̲K̲U̲M̲A̲D̲I̲Ğ̲I̲N̲ ̲G̲Ü̲N̲ ̲K̲A̲R̲A̲N̲L̲I̲K̲T̲A̲S̲I̲N̲

14 Oct, 13:16


Kitap ve sünnet, zeki olan alimlerin önünde idi. Onların bir kısmı hakka muvaffak olamadılar. Öyleyse hidayeti isteyerek Allah’a yönel! Zekâna aldanmaktan sakın ki, kendi haline bırakılmayasın.”

| Allame Salih b. Abdullah el- Usaymî

O̲K̲U̲M̲A̲D̲I̲Ğ̲I̲N̲ ̲G̲Ü̲N̲ ̲K̲A̲R̲A̲N̲L̲I̲K̲T̲A̲S̲I̲N̲

14 Oct, 04:56


وَاصْبِرْ عَلٰى مَا يَقُولُونَ وَاهْجُرْهُمْ هَجْراً جَم۪يلاً ﴿ ١٠ ﴾
“Onlar ne derlerse sabret. Onlardan güzel bir şekilde uzaklaş”

(Müzzemmil, 10)

‎Bu, "Sen beni vekil edindiğin (Bana tevekkül ettiğin) zaman, onlar ne derlerse sabret ve onların işini bana havale et. Çünkü Ben senin vekilin olduğum zaman, senin kendi işlerini düzeltmeye gayretinden daha güzel şekilde işlerini düzeltirim" demektir.
‎[Allah’la Olan İşler ve Kullara Ait İşler]
‎Bil ki kulların önemli işleri iki kısımdır: Allah’la olan işlerinin durumu ve insanlarla olan işlerinin durumu. Birincisi, ikincisinden daha önemlidir. Dolayısıyla Cenâb-ı Hak, bu sûrenin başında, birinci kısımla alakalı hususu zikredince, peşisıra ikinci kısımla alakalı olanı getirdi. Hak Sübhânehû ve Teâlâ, bu babda kendisine ihtiyaç duyulan şeylerin hepsini, bu iki cümlede topladı. Bu böyledir çünkü insan ya insanlarla içiçe olur, ya onlardan ayrı olur. Eğer onlarla içiçe ise, onların eziyet ve kabalıklarına sabretmesi gerekir. Çünkü onlardan iyilik ve rahat arzu edip, bunu bulamaz ise kederler ve üzüntüler içine düşer. Binâenaleyh anlaşılıyor ki halkla içiçe-beraber olmayı isteyen kimsenin çok sabretmesi gerekir. Ama insan, insanlarla içiçe olmayı bırakır (uzlete çekilir) ise, bu da güzel bir uzaklaşmadır.

Kaynak: Fahreddin er-Râzî
(Mefâtîhu’l-gayb)

O̲K̲U̲M̲A̲D̲I̲Ğ̲I̲N̲ ̲G̲Ü̲N̲ ̲K̲A̲R̲A̲N̲L̲I̲K̲T̲A̲S̲I̲N̲

13 Oct, 10:56


تبغي النّجاة ولم تسلك مسالكها
إن السفينة لا تجري على اليبس

“Kurtuluş arıyorsun girmeden yoluna, hâlbuki yol almaz gemi karada”

İmam Şafii (Rahimehullah)

O̲K̲U̲M̲A̲D̲I̲Ğ̲I̲N̲ ̲G̲Ü̲N̲ ̲K̲A̲R̲A̲N̲L̲I̲K̲T̲A̲S̲I̲N̲

12 Oct, 09:45


Ebu Bekir رضي الله عنه övüldüğünde şöyle dua edermiş:

"Allah'ım! Beni benden iyi tanırsın. Ben de kendimi insanlardan daha iyi tanırım. Beni, onların zannettiğinden daha hayırlı kıl. Onların bilmedikleri (kusurlarımı) affet. Onların söylediklerinden beni sorumlu tutma."

(Kenzul Ummal 35704, benzer rivayetleri: el-Edebul Mufred 761, Şuabul İman ve el-Musannef İbn Ebi Şeybe’de geçer.)